The Light Bulb Conspiracy: Bir Hata Mesajı Vardır ve Kasıtlı Eskitilmiştir

Süre: 52 dakika Yıl: 2010 Tür: Belgesel Yönetmen: Cosima Dannoritzer Özet Ampul Komplosu belgeseli tarihsel kartel entrikalarını, mühendislik etiğindeki değişimleri ve tüketim eleştirilerindeki dalgalanmayı bir araya getiriyor. Mevcut neo-liberal yaklaşımın sığınağı olan argümanın temelini tartışmamızı da sağlıyor bir diğer yandan. Planlı eskitme/kasıtlı eskitme temelde “tüket ve at” anlayışına dayalı bir model ve sonlu gezegenimizde sürdürülebilir…

Bu Civarın Döngeli: Çabanız Aslen Nereli?

Parçalarınız alışkın olduğumuz kalıbın uzağında olduğunuzu gösteriyor çabanız aslen nereli? aslen nereli kemiğiniz? etiniz bizim de bilelim yani bilelim, hareket ettiğiniz uzaklığın çarpanına sürüklenip sürüklenmediğinizi -ama siz bilince bilenirsiniz konsensüs biçimlendi, biricik metabolizmaya doğru potansiyeli kin/etiğe çevirme cesaretiyle. eski türden ortalıyorlar cesametleri tabakhanelere doğru ağırlık taraf değiştirdi. vesvesesinin posası, kendine kapanan akıl, dansları sahiplenilenler için…

Solastaljiden Ekoside

Vadi yerlilerinin mülksüzleştirilmesiyle başlayan sömürgecilik ve sömürge sonrası başlayan şok dalgaları günümüzde de ulusal ve çokuluslu şirketlere ait büyük ölçekli sömürücü ve güç üreten endüstriler tarafından devam ettiriliyor. Bunun üzerine ekosistem ve insan sağlığı arasındaki ilişkiler üzerine hem teorik hem de uygulamalı çalışmalar yürüten Glenn Albrecht tarafından kullanılan “Solastalji” terimi çevresel değişimin neden olduğu duygusal…

Brükner Eğrisi

Arka çapraz ayağını kaldıran büyükbaş sistemin küçükbaş sevmek eylemi devşirildiği anda uzak olduğundan olsa gerek karbon günlüklerini restore eden mesafeler. Saati sakınma, Uzaktan geliyor konuklarımız. Kuvvetler birleştiğinde düştüm, düşerken römorkörlerin ve geri uzayabilen kabak çekirdeğinin kokusunu dilimde büyütmemi nasıl anlatacaktım?   21. yüzyılda yoğuşmuş seslerle memelilerin doğurma istencine son verdiğiniz için çocukların dünyada mahsur kaldığını…

Sans Toit Ni Loi

Nüfus problemlerinde en halk yerinden incinmişler olarak romantiğiz. Nereden başlayalım? Agnes Varda’nın seyircilerini de yanında götürdüğü yerden, başlayalım mı? -On yıl sonra kendini her yerde görebilirken bir tek yaşarken göremeyenlerin sivil diniyim. Buzu ertelemiş bir kanıtın üzerinde geri geri yürüyen ve yürüyerek uzaklaşabildiğini ispat etmek isteyenler kadar romantiğim ben de. Yeterince hızlı ve kirli yaşayan…

Erke Karşı Ekolojik Yorum : Ekofeminizm

  “Görüyorum, yazıyorum, bağırıyorum.” Arundhati Roy   Metnin motivasyonunu oluşturan ekofeminizm, 1E’nin (ekolojik direnişin) 3S’e (sınır, sınıf, sömürüye) karşı verilen mücadelesinden filizlenmiştir. Erkin kurumsallaşmasına daimiyet tanıyan senelerden itibaren doğanın sömürülmesine karşı savunular gelişmiştir. Savunulardan biri olarak ikinci dalga feminizm akımının başlarında yükselen ekofeminizm, pratikte radikal direniş prensibini benimsemektedir. Fransız feminist Francoise d’Eaubonne’un 1974’te yayımlanan Le…

Lillipütyen 

Robalı bahar tarlalarına takılıyor, duvağıyla bir uçurtma. Oysa kirli hanım.. Kirli hanım, bir çiçek adıdır, henüz sanrılarla tanışmamış olan. Merhaba, ulusal yalnızlığın. Merhaba,  silahsız kuvvetlerin. – I – Daha önce düşünmüştüm : deja pense Hey, en kalabalık biz geliriz . -Kabuk ben -Ben -Öz ben Çoğuz. Yolculuk geçiyor: Ayakta! Kaç şiirdir savaşıyoruz kapitallerle ? -Saymadım….

A Priori

Hadi, bıyıklarının mızıkada terlediğini göster bana. Bir kere daha, on beş dakika molası ülkeyi kurtarmak için. Cümleyi ortasından tutarak kurtarmalı molaları, ülkeden belki? Biletler tükenmemiş, bak. Üreyen yollara , hadi. Hadi bir (y) çıkmasıdır, benim sabırsızlığıma . Nereye hareket ediyorsam, sanki hareket etmek enstantane tanımlar kaybediyor . Seyyar rezervuara akıyor, kırsal yıkım. Nereye hareket ediyorsan,…

Sinyor Siper: Heyamola

Dünyada evsiz kalmışlığıma sinonim Arendt kırıntıları . Ben neden benim? Sinyorita,  acıdan geriye herşey kalır diyor. ‘’Nilgün nerede? ‘’ Der gibi bakıyorum. Herşey kalırken peki, ben niçin benim üçüncü dünya arabeskleriyle? Bir dönem gençlerinin terli şiirlerini ereksiyon durumda yakalayınca gidiyorum cesedimi sulamaya. Bir de görsen, böyle rengarenk çiçekler götürmüşüm yanımda. Çağdaş öfkelere dil gibi dil…

Tela

Mars, uluslararası bir sudur ve tabi daha çok sonsuzu ölçüyoruz biz bu akışta. Bir teli 2/3 oranıyla 3/4’e göre kıyasladığımızda biz, müzisyen ve İran sineması olamayanlar olarak parantez açacağız (Şiirde bulunma vasfımızla bir fikrin linç olunması, elbette tarihidir.) parantezi kapatacağız noktadan sonra. Fikir nedir? İşte bu’luk mefhumunda diyordu Lorca: ‘’akşam kararırken, faşizm yükselir’’dir. Arazide buğday…

Planlı Eskitilmiş Yüzyıl

  Kirletilmiş bir köyden geçeceğiz, incirler üzerinde. Ne çok yaşamak istemediğimizdir bu: -Soyulurken bu çamur, bu kinden. Hudutları tayin eden bir terzi çok seferler geçecek aynı yamanın üzerinden. Bu ağıda “Dünya” diyeceğiz. Ne çok ölmek istemediğimizdir bu: -Duvarlar yanlış yere döker gölgesini. Artık sıradan insanlar olmayı kabul edemeyiz. Sınır, ben sen yapıyor bizi. Yeni bir…

Holokost: Ötekiliğin Patolojik Sınırında

M.Kaya: 1941-1945 yılları arasında Nazi Dönemi Almanya’sında gerçekleştirilen; Yahudiler, Slavlar, Romanlar, eşcinseller, özel gereksinimli bireyler, esirler ve siyasi muhalifleri hedef alan soykırım bağlamında ötekilik deneyimini ele alacağız. Küreselleşme ve Finans Kapitalizmin hızlı yükselişinin beraberinde getirdiği adaletsiz gelir dağılımı, işsizlik ve toplumsal göstergelere erişmedeki yoksunluk I. Dünya Savaşı’nın beraberinde getirdiği yıkımla birlikte öznenin ontolojik düzlemde parçalanmasına…

Hannah Arendt ve Ioanna Kuçuradi Raksıyla: Toplumun Brandasına Gerilen Kadın

Tapınak yıkılmazsa gelenekle hesaplaşamayız. Metafizik ve din tarafından talep edilen bakış açısı tikel perspektifin dünya yorumu olarak kalır. Peki, insanlığın günahkâr ve suçlu ilân edilmesinin tarihi neden kadına dayandırıldı? Tarihi mitlerde doğa, dişil soyluluktur. “Hangi ara günahkâr ilan edildi” dediğinizi duyar gibiyim. İşte bu noktada tarihin tikel perspektifi devreye girer. Medya ve Mezopotamya’da tarihin ilerleyen…

Önce Dünya – Yeni Bilimsel Tin İncelemesi

Biyosferin keşfi ile gelişen uygarlığımız, dünyayı tanıdığında gümbür gümbür ona hakim olmaya yeltendi. Ve bunu başardı. Egemen bu anlayış kendini yok edebilen tek anlayış olabilir aslına bakıldığında. Tahripkâr olarak ozon tabakasını delmemiz gerekmiyordu tabi bunun için ya da iklimin kriz boyutuyla gurur duymamız(!) bizi de suçsuz yapmıyor. Bunun asıl sorumluları onlar, bunlar, şu yaratıklar, filanca…

There is No Planet B- Başka Gezegen Yok

Bu yazı doğaya egemen olmak yerine bilimle doğayı tanımlamak isteyenler için kaleme alınmıştır. Bu çalışmada iklim değişikliğinin nasıl iklim krizine dönüştüğü, iklim eylemleri sonrasında somut adımların atılıp atılmadığı, küresel salgın COVID-19’un iklim krizi faktörü ile eşdeğer etkileri ve her şeye rağmen “Kanal İstanbul” diyen doğa talanı politikaları sorgulanmıştır. Bu yüzyılın, bireyleri ‘’dünya vatandaşı’’ olmaya çağırdığı…

Pipo Meselesi, La Jetee, Parler Ce N’est Pas Voir

Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken adlı oyununa ithafen.. Bu bir pipo değil evet, Bu aslı konuşmak olan bir kargaşayı bekleme hali. Ayağının kusurundan dolayı yakamda nergis ütülüyor bir bekçi. Geceyi nerede geçirdik? Bir köy yolu, Bir ağaç, Üç yüzyıldan beri beyaz misyonerler neredeydi? Mesele siren ve ya yasa da değil, mesele siren ve yasa arasında düşünülmesi….

Cabarnet Sauvignon

Asasızlar yakalayın! Ben kanı tanıyorum. Sen kanı tanıyorsun. Florasına kırgın Kant, tanı kanıyordu. İki atlı ve üstübeç beyazı bir ıslık bırakıyorum. Önüme sıfırları alarak büyüyorum Babil’in bittiği yerde. Çıplak bir deliyi tanrıya değişebilirim, sütün içerisinde dudağının kasılması bu yüzden. İki atlı ve kirli. Ne kirli ne de çok kirli olmak kötülük ki. “Zafer zaaftan, Zafer…

La Concept Et La Vie ( Kavram ve Yaşam)

Auguste Comte ile omuzlarımız kabarıyordu. Başlangıçta kurmaca vardı ve tüm düşünceler bu kurmacadan geliyordu. Evet bunu söylerken kendimdeyim. Bildiklerimizden dolayı birçoğumuz üzgünüz. İyi tasarlanmış bir başlangıç fena olmazdı. Kötü tasarlanmış bir sona hazırlanmaya daha geç başlayabilirdik. Kimlik yaratmak izole etmiyor muydu bizi ? Yaşamın hızını değiştirmesi için bile nesnelere DNA biçebilen insan yeterince mahir miydi…

Naylon Uçkur ve Patronun Fahri Konsolosluğu: Junior Çernobil

– I – Kötüydü, tarihimiz. Panayırda gerisin geriye benimle telaşlanırken şöyle bir Gevheri türküsüne dönseydi dilin.. Şeyhi ve şahı, cüzzamlı bir otoriteden indirirken oldu bu. Unuttuklarımız oldu. Hatırlamak istemediklerimiz. Isabella Rosselini, hadi ama durma öyle, bu kadrajdan dünyayı çıkaramayız sen de biliyorsun. Köprüleri bir yerden alıp bir yere kaldırıyorlardı. Üzerinden atlamak istemiyordum batıl döşeklerin. Anla…

Frapan: İç/birimize Bakıyoruz

    Greenwich’in bütün doğularına doğru (1+1+1+…) imgedeki silah ile gerçek silah arasındaki ayrımı yapamayacak düzeyde bir sekansa geçtiğimiz için suni savaştan bahsedebiliriz. Doğada bir araya gelen 1+1’ler ile kolektiflik modelize edilebilir, ancak bu çoğulculuk dünyayı erişilebilir kılmaz. Kent yerleşimlerinde 5000 – 10000 kişi aralığını aşmış bütün büyük kümülasyonları düşünmenizi rica edeceğim. Seslerin yutulduğu konusunda…

Axia Skalası

  ‘’ Küçük patron, Büyük savaş.’’   Axia skalası – benim nonlineer davranış sabitini bulma ölçeği olarak da manipüle edeceğim değer ölçeği- az sonra okumaya başlayacağınız metnin öngörü niteliğini oluşturmaktadır. Ekol gereği sormam gereken soru ‘’insan problemi nedir? ‘’ olmalıydı elbette saptama yaparken. Tabi ben bir felsefeci olsaydım bu geçerlilik kazanacaktı. Ancak varlığın görünür dokulardan…

D’arnaud’un Barbeti

  Son turnesine çıkıyor rodendron Evleri asıyorum puantiyeli bir kıtlığa. Tufeyli, Saf dilâne. Leylak göğüslü bir kadın parselleri ütülüyor, çizgilerinden. Dikkatle katlanmış altgeçitlerden çıkıyorum yerin yüzüne. Leylak göğüslü bir kadın nazire ediyor: -Allame-i cihan olsan bir daha ütülemem kollarımı üzerine. Bütün retinalardan kaçıyorum hava kararana kadar. Evleri sıralıyorum hiçbir uçurtmayı koparmadan Yol gitmeyi gerektiriyor diye…

Giz/il Bölge

Burası kaynar süt kokusu, siyah dorselerde kente taşınan. Üzerine bütün olasılıkları konuşabiliriz. Bir yerin bir yere uzaklığı dünyayı kurtarabilir ivedilikle. Bir yerin sonraya uzaklığı savaşları bitirebilir oyun bahçelerinde. Günahlarını ehlileştirebilirsin bir yerden bir yere. Geceleri kasığı keten bütün hataların üzerini örtebilirsin. Burası hep köşeden dönülen o cadde. Hangimiz Gregor’un katili olmadık sabaha karşı bir işkembecide?…

Ödünç Alınan Parergon

Gestalt efektinin ardında bir ordu. Anamorfoz müdahalesi gecikti diye yeryüzü bağır çağır.. Devren satılık cenin. Henüz birincisini yazmadığımız perdenin ikincisini izliyoruz. Saydam bir defin törenine yürüyor, kalabalık. Ardından celp gönderir gibi bahar. Travmatik binalar, Ve yara alanı büyüdükçe, vardiyalı buharlaşıyorlar. Yerleşmiş günah, Kesinleşmemiş gelecek, Yüzleşilecek kavşak, Daha ne kadar dikilecek duvar var tapınaklara? Kazanan kaybediyor…..

Ece Ayhan Yaşıyor

    Eklemlerinde dinledim, kuyu ezgilerini. Latincesiyle kuluçka dönemindeydi, bir ilah.. Bir anonsla Core Of Nature dinletilsin, ve bir anonsta ‘Ece Ayhan Yaşıyor’ geçilsin . Yıllarca yaşadım, Sisifos ile. Bütün sularda çamur bileyledim, bütün ilahlardan önce inandırma ustalarına şapka indirdim. Bir kayacı yuvarlarken büsbütün sınırların gereksizliğini söyledim. Dünya belki güzel bir yerdi, üzerinden elektrik telleri…

Retro Berjer

Cümlenin eksikliğine leyli uyuyorsun. Vakitsiz bir kesinlik doğuyor, katedral ibresinde. Kırık beyaz protokol ve evet, adı konulmamış yön zarfları .. İlkel organizmalar gibi sonatı talihsiz makamla parçalarken elma ağaçları ve  Stendhal’ın  anahtarı.. %100 pamuklu korkuluklardan sarkarak dünyaya, ağır ağır vals.. Nüfus artıyor ve hiçbir ağrıya yetişemiyoruz zamanında. Firketede kına kokusu, retro berjer.. Birkaç defa daha…

Brendi

    Bir patriği, Anna Karenina’yı, Favart’ı kast ettiğinizi biliyorum, kum dolu öpücüğü gevelerken ağzınızda. Pamuklu tecrit, ana yortusunda. Baygın toprak, taşra ışıl ışıl.. Cezayir menekşelerinden daha eskiye gidemeyiz. Mevsimler artık üç ay sürmüyor. Bach’ın lâl ayrıntıları batırıyor, donanmaları. Çocuklarımızın ceplerine, ceviz koyuyoruz. Omuzlarımız eşitleniyor, ekvatorda. Güvercin yuvası, mahmur çiçeğiyle örülmüş yarı yarıya. Leylak kâhyalarının…

Doğrudan Caduveo

Uzun menzilli yoksun ve bu savaş, Balkanlar kadar soğuyacak. İçeride bir ceset, dışarıda bir ceset, -mış gibi yaparak bir ceset daha.. Her savaş anlamsızlığın üzerinde bayraklaştığı gibi , magmada çok daha derindir 68’in mirasına siyah sığınarak.. Roosevelt döneminde bilfiil  anımsamalı  vecizeleri, dilsiz işaretleri ve de bastırılanın geri gelişini . Mozart birilerine ait olacaksa bir yer,…

Kendi Benzerliği İçine Yerleşmiş Vasi: Ilık Putların Ürpertisi

Valery’nin sözünü esirgemediği yaşama rahatsızlığındayız. Savlar lütufkâr olduğu kadar donuk. İlkelere neden-sonuç zincirinde buyurabilmek  için apaydınlık kaldıraçları yok bu çağın. Gürültü ve esirliğe vurgu yapar gibi garip bir rüküşlüğü var, insanların. Hiçbir örtünün gizleyemediği kente, yeniden yeniden bakmaktayız. Büyük harflerle karar veriyoruz, aralıksız bir yaratımı tasarlarken. Hâlâ merkezkaç devinimi ile iç içeyiz. Ve biz bu…

Vidanjör : İkinci Sahne ve  Devrik Tente

Asur frizinde selam dururken bilgelere, Kaldırımlarda ekose salkımlar .. Racine’in hangi sözcüklere zorluk çıkarmayacağını bilirdim. Primula veris hırpalanır, bir peronda ekşi ve de devingen . İçlerine insan doldurulmuş  şehirlemeleri, inanca sürmeliyiz minervadan. Eskiden peplosların sanat sokağındaki izlerini takip ederek gelirdim, mine seralarına. Fifrelerin sivrilen uçlarında ister  zarif dokumanın isterse de ruhsuz esnekliğin hayranlığına dayanan  kontesler…

Kolonos’ta III. Kuğu Mezarlığı

Öğle ardı, mathème’i kırılganlığından dikiyorlar. Protagoras’ın üçüncü kuğu mezarlığında çorak ilkeye dönüşünü izliyorum. Müstesna ve abes bulmuşumdur, lafız sürecinden geçen telefonları. -Bakmadan portresini çizebilir misiniz incelmekte olan ıstırapların? Kır evinden ihraç edilmiştir, mistik kadınlar vakası. Dolayısıyla, ne Oidipus ne de Musa kendisine varis atayabilmiştir, kır tanrısını. Eskimiş hümanist giyisilerden kurtulurken çarpıcı bir sahne hatırlıyorum tam…

Campanella’ya Benzer Lahitler

Kum heykeller döneminin üst katında Tintoretto’nun çukurlaşmış piramiti.. İki libre ağırlıkla ve kaybetmişlik hissiyle kimlik bırakıyorlar, sapağa. Foucault, Magritte ile dönmek istiyor öldüğü yatağa. Bir arada olanaksız dikişler , düğümler ve drapeler. Bu şiirin de kaybedeni benim. Nitekim, bütün figürlerin içinde erimekte olduğum gibi. Sonsuza, tanjantı olmayan bir eğri ile burgaçlı gitmekteyiz. İki ekmek bir…

Bilâkis  Persona

  Don Giovanni birden değil de ikiden hareketle sınandığında nasıl bir yer olur dünya? Deleuze daha az mı bu yüzyıla ait olur yoksa? Küçültülen hüviyeti ile cinayet işlemeye başlar,  paradokslar . Uykularında ceng hali.. Pabuçlarıma bakmadım ve geldim. Aynı zamanda  savaş da olabilir. Coşkulu çocuk bayramında kimler kırılgan olur, pabuçlardan başka? Pabuçlarıma bakmadım ve geldim….

Propria Atıfları

Praksisin  içinden dünyaya bir kez daha sessizce doğdun. Viyadükte bir  papatya jeneratörü, Sen yerçekimine karşı  rengârenk duruyorsun. Bir aşkın metafiziğe karşı koyabildiğine evriliyoruz. Rahipler ve despotlar karşılaşmaları örgütler. Kendi başkalaşımını seyrederken karşılaşmaz mı insan kendisiyle? Belitler halinde süregiden opera, protesto kılığındadır. Prehistorik insanların üzerine branda gerili. Tir-i müjen çıkmazında aritmetiği burkalara kapatmış insanlar.. Bütün bir…

Enkesit  Oylumlar I- Minör  Temaşa

– Karşı karşıyayız.  Esren, esir .. Islığında süzemediğim   tortuları var , sokağın. Cezanne, yani kırılıp beyazın bir tonu  ivmelenmiş  lekeler içerisinde. Virgüle neden dönüşür bir nokta ? Yahut neden sorgulanır  meselelerimize benzeyen mekânlar? Bir dizi Lucretius, sönmemiş  dağlarda reyhan toplayan travmalarımızı bir adım öne alalım. Sokakta ıslığın ve kaosa sığınanlar.. Majoratif kuvvetleri duyulabilir kılmak isterken…

Kök/ensiz: Şimdinin Kehaneti

I – Gece yarısı uyanmaz, mutlu hükümdarlar. Rafaello’nun Meryem anası kadar kekre ve üryan serilmiştir üzerimize, tarih. Kleopatra’ yı oynarken hangi tarihi alkışlayacağız, peki ? – Kiralanmış bir sövgüyü sahnede esrik bırakarak Voltaire ‘in konuşma sesi haydutlar tarafından soyulmuştur. Statik kazaları aksettiren düzensizlikte ve gelişigüzel yenilmişizdir. Küçük ölçekle dağılmıştır ruhlarımız, Köşelerinde bitkin izler.. Mütevazı cümleler…

Kadim Tragedya

Susmanın ibadeti, soğukluğu imliyor.Fon/etiği aynı, vazgeçiş törenlerimizin. Bir mistiğin söylemidir: – Bütün inandıklarımı al, sesinden başlayarak. Kim bu durumun üstesinden gelebilir? Diye düşündüm. – Şarkı söyleyen kadınlar, yalnızca. Yalnızca ayaklarında bir bedeni tekrarlayan, kemikleriyle .. Asal kirişlerde, çamur geçitleri. Yeryüzünde alafranga zaferler, sokak gösterilerinde filikalar, Ve uzadıkça sarm/aşık tefrika ediliyordu, tüm uzantılarda. Zerdali ç/ağrısını hatırlayacaksınız…

Avesta

– Dargın dönüyorum sen û seferden. Gagalandığını duyuyorum ,savaş motorlarının . Cenk ardında çil keklik , badiye , kor yapalak ve ben ayrılıyoruz diğerlerinden . Dahası ispinozlar … İlle de ölümdür ,yorgunluk . İlle de savaştır ,sunulan güveysi uzantı. Yorulmuştur toprağım kurşun oyuncaklardan. – Sanki çiğneniyorum sırtında . Maden kapakları zir û zeber ediliyor. Ilık…

  Kontrolsöz çoğalan smokinler sıfıra yakın tahtlar kurmakta , rampalara. Sek sek oyununun ardına rötarlı bir haydut çalı çırpı yığmakta . Tebeşirlere tanrıyı devşirmekle ölümlendiren çocuk , Hey sen evet Doğma daha, vakit tamam değil. Muhafızlar , düşük promilli kırsalları , tümörden boşanmak üzere aramızdaki mağaraya sürünce belki , belki de kırılganlaştırınca dümeni . Yekeler…

Cüretkar Kaşeler

    Bu bir yere yakınlık töresidir, ” tiriye reş ” bağından yorganı ayıran . Eğer ben ünsüz sosyopatları konuşturan bu kentlerde eli kolu bağlıysam, başaklar uzayacaktır. Hayır ama şimdi basılmamalı , serçe parmakları ayıracak cüretkar kaşeler. Anlaşamayacağız”siyah üzümler” konusunda seninle ve kabir kentlilerince . Peyderpey eşelenmiş vakti tanımaktan ,bilmekten tatsızım gittikçe . Bu vakit…

Durduğu Kadar Düşmeli Ayçekirdeğinden

    Buğdayı günün aynı saatlerinde atmalı ve beklemeli . Matbaadan gidene dek elleri simsiyah olmalı postacıların. Sonra bir çocuğa şeker uzatmalı sebepsizce. Bulanık görüş alanlarına yetiştirmeli havadisleri . Memleketi henüz kırkı çıkmamış ölümlerden ve doğumlardan geri tutmak üzerine söylenmeli yurt azalarına . Buğdayı günün aynı saatlerinde atmalı ve beklemeli . Anlarsın ya her kadın…

Zıvana

Debelenilen aşiret oratoryosuna seyreltilmiş dikişleri sıralayan çan hırsızlarının üzerine şahitlikler çoğaltılsın ki hoyrat bir dışadönümle v harfinin boynuna dolanacağı bostanlar düşlenecektir. Sartre’a tabure ile sunulmuş vaktin patinajını Beauvoir kadar silikleştirememek, hiçşey kadar pekşey. Bir bakıma kaçırılan otobüslerin übermensch variyetine değişine – tabirine uygun düşecekse – tanığız. İki küllüğün daha alacağı var, Argentina toparlanmadan. Süt kesiğine…

Yeknesak : Nevzuhur Arazisi

Silik bölünerek sürgitini yatıştıracak bir devir sonradan gelen. ‘Sokrates sonrası tahrip edilmemeli’ uyarısı veriliyor. Hazırız, vurgunperestlere ve âfâki yergicilere iyileşme sözü veriyoruz. Kirin, günahın, kutsal dışılığın, antik şehrindeyiz ve muamma sevgilere yatkınlığımız var. Primordial lunaparklar boş. Boşluklara koşmada tanımıyorum üstümüze. Bir hafriyatın kültü kılığına girerek yaşanamayacağını biliyoruz artık. Primordial lunaparklar boş. Düşünsenize bir de şehri…

XXI. Yüzyıl

  Dökümlü bir kent arşivi müdahil olur göçe. Kast düzeninde bir iğdelik, 21.yüzyıldan muzafferane bir tavırla hangimiz sağ çıkarız ? Uygarlık tarihi, çekingen kareler içerisinde. Henüz sadece sek sek matematiğini bilebiliyorken çocuklarımız, Rum komşularının ruhuyla adımlıyorken tarihi Üzerine tarih yazmak yasaktır! Yabanıl çehrende bağışlanır surlar. Mütevazı bir düşesin locadan seyrettiği ipek biblolara aldırmadan, Öyle alelade…

Yazıklar Edeceğiz

  İlkel rüzgarları unuttuğun yerde şiir et , çıplaklığı. Derinin daha kaç kat altıyla birdir kim bilir yastığın altı ? Ne renk giyiniyorsa uykusuzluk o renge sönüyor trafolar. Tüm ya’lar kadar kırılmış tarak , saygı duruşundayız. Gel diyorum , Gel . Bu bir anma törenidir. İlkel rüzgarları unuttuğun yerde şiir edeceğiz , vahşeti. Dili yok…

Önem ile duyurulur ! ” Kar serçesinin asasına pijamasını sürümesiyle yazılıyorsunuz bu şiire ”

  Gece çıkıyordu funda ötleğenleri örgüye , İki tarihimiz vardı. Tehlikeli bölgeden yürüyorduk . İncir kuşunun tüylerinden infilak edileceğimizi düşündüğüm zamanlarda anatanrıçanın güney kuşağındaydık. Bölgenin eşrafı beniz atmış misleçe dönüşüyordu. İki tarihimiz vardı. İki ayrı dinleyiciye benziyordu deniz kuşları . Nitekim hiyerogliflerin utancı iğneler gibi batıyordu et ticaretine . Tehlikeli bölgeden yürüyorduk başka akıl resepsiyonuna….